
|
Alevilik Bektasilik Nedir? Alevilik Nasil Dogdu ? Sözlük anlamina göre Alevi, Hz. Ali?ye bagli ve ondan yana olan kimse demektir. Alevilik ise genel olarak Hz. Ali?yi sevmek ve onun soyunun yani Ehli Beyt?in yolundan gitmek olarak tanimlanabilir. Ancak bugün icin dünyanin degisik bölgelerinde yasayan farkli Alevi gruplarin herbiri icin Alevi ve Alevilik sözcüklerinin ifade ettigi anlamlar da farkli olmaktadir. Biz konuya Anadolu Alevileri acisindan yaklasmakla birlikte genel bir tarihsel perspektif de sunacagiz. Ülkemizde bugün yaygin sekilde Alevi olarak adlandirilan kitleler icin kaynaklarda bircok ismin kullanildigini söyleyebiliriz.
Ocakzade Dedeler Celebiler Bu üc grupdan Anadolu?da en fazla etkinlige ve nüfuza sahip olan Ocakzade Dedeler?dir. Daha sonra Celebiler gelir. Dedebabalarin ise Anadolu?da nüfuslari zayiftir, Balkanlar?da daha etkindirler. Türkiye?de yasayan Alevilerin sayisi konusunda cesitli veriler ileri sürülmektedir. Tarafsiz arastirmacilara göre Türkiye?de en az 15 milyon Alevi bulunmaktadir. Karadeniz ve Güneydogu Anadolu Bölgelerindeki illerde sayica az olmakla birlikte Türkiye?nin her yerinde Aleviler bulunmaktadirlar. Alevilerin sahip olduklari bu potansiyel onlari zaman zaman Türkiye siyasetinin de merkezine yerlestirmektedir. Aleviligin kökeni genel olarak Hz. Muhammed?in vefati sonrasinda yasanan gelismelere dayanmaktadir. Ancak Anadolu Aleviligi ele alinirken islam öncesi ve sonrasi bircok farkli dinsel ve kültürel unsuru da gözden kacirmamak gerekmektedir. Önce Aleviligin dogusuna yolacan gelismeleri görelim: Hz. Muhammed?in vefati sonrasinda ortaya cikan kimin halife olacagi sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarini atmistir. Hz. Muhammed daha sagliginda bircok kez Hz. Ali?nin halefi olacagini vurgulamisti. Hz. Muhammed?in soyu, kizi Hz. Fatima?yi es olarak verdigi Hz. Ali?den devam etmisti. Hz. Muhammed Mekke?ye Hicret ettigi zaman da ailesine ve islerine bakmak üzere Hz. Ali?yi yerine birakmisti. Üstelik Peygamber Hz. Ali?nin katildigi hemen hemen bütün savaslarda onu komutan olarak atamistir. Bilindigi üzere Hz. Muhammed Veda Hacci dönüsünde (632) Gadiru Hum adli yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konusma yapmis ve bu konusmasinda kendisinden sonra amcasioglu ve damadi Hz. Ali?nin müslümanlara önder yani halife tayin oldugunu ifade etmisti. Orada aralarinda ikinci Halife Ömer?in de bulundugu müslümanlar bundan dolayi Hz. Ali?yi kutlamislardi. Ölmeden önce Hz. Muhammed "Bana bir kalem ve kagit getirin size bir vasiyet yazdirayim ki, benden sonra ihtilafa düsmeyesiniz." demis ancak bu istegi yerine getirilmemis ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmisti. Daha sonra Hz. Ali ve diger aile üyeleri Peygamberin defin isleriyle ugrasirken, Ebu Bekir ve Ömer?in de aralarinda bulundugu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasina baslamislardi bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir?in halife olmasi ile sonuclanmis, daha sonra sirasiyle Ömer ve Osman halife olmuslardir. Sonuc olarak bu üc kisinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine ragmen gerceklesmis, bu nedenle yüzyillardir tartisilagelmistir. Hz. Ali ve Hz. Fatima bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar ugruna gerginlik yaratmaktan da kacinmislar, bu haksizligi sineye cekmeyi uygun görmüslerdir. Alevi-Sünni meselesinin ilk cikisi özetlemege calistigimiz bu halifelik meselesine dayanir. Ehli Beytin basina gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayi ise Aleviligin siyasal ve düsünsel bakimlardan daha da olgunlasmasina ve Araplar disindaki diger uluslar arasinda da yayilmasina neden olmustur. Simdi bu gelismeleri görelim: |
Aleviligin inanc ve ibadet esaslarini görmeden önce, bu esaslarin günümüze hangi sekillerde ulastigina deginmek gerekir. Alevilik günümüze sözlü ve yazili olmak üzere iki kaynaktan ulasmistir. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarilan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulastirdigi bilgiler seklinde günümüze ulasmistir. Sünni kitlelerin aksine egitim kurumlarindan yoksun kalan Aleviler inanc, gelenek ve kültürlerini daha cok bu yolla günümüze ulastirmislardir. Cevreyi temsil eden ve göcebe/ yari göcebe kitlelerin olusturdugu bu gruplar, resmi din anlayisina karsi bir dinsel anlayisi, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapilari itibariyle, sünni cevrelerin aksine, egitim ve kültür kurumlarindan yoksun bulunuyorlardi. Bektasi dergahlarinda ise belli bir organizasyon bulunmaktaydi. Bu dergahlarda bulunan Bektasi dervisleri ve onlarin nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduklari kitlelerle kiyaslanmayacak ölcüde kurumlasmis idiler. Bu durumu arsiv belgelerinden rahatlikla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette bulundugu yerlerde yasayan kitleler Bektasi dergahlarindan daha farkli bir organizasyona tabii bulunmaktaydilar. Bu kitleler arasinda, bilgiler, yazili olmayan yani sözlü gelenege dayali bir sekilde nesilden nesile aktariliyordu. Merkezi iktidarlarin bu kitleler üzerindeki baskisi ve zaman zaman gerceklesen sürgünlerin yarattigi olumsuzluklar bu kitlelerin yasamlarinin her alanina yansimis, örnegin Cem ayinleri büyük bir temkinle ve gizlilik icerisinde yapilir olmustur. Alevi Yol ve Erkaninin günümüze ulasmasinin ikinci kaynagi ise yazili kaynaklardir. Ancak bu kitlelerin sosyal yasamlarinin dogal bir sonucu olarak, sahip olduklari yazili eserler de oldukca sinirlidir. Alevi köylerinde yaptigimiz arastirmalarda, daha cok dede evlerinde nefeslerin ve deyislerin yer aldigi kitaplar (Cönkler), Menakib-i Imam Cafer-i Sadik, Hutbe-i Düvaz-deh Imam/Menakib-i Seyyid Safi, "Kücük Buyruk" olarak da bilinen "Dergah-i Ali?de Seyyid Abdülbaki Efendi?nin Erenlere Muhib olan Temiz inancli Müminlere Gönderdigi Mektup" baslikli bir kitapcik, Makalat-i Haci Bektas-i Veli ve Vilayetname adli el yazmasi (Osmanlica) eserlerin varoldugunu biliyoruz. Oysa sünni kesimler yüzyillara yayilan zaman sürecinde medreseler ve seyh-mürid iliskisi cercevesinde bircok egitim kurumlarina sahip olmus, bu sekilde yüzlerce eser kaleme alinmistir. Bektasi dergahlari egitim faaliyetleri ve araclari bakimindan da, ocakzade dedelere bagli Alevilerle kiyaslanmayacak ölcüde kurumsallasmis idiler. Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken Alevi köylerinde sadece Dede evlerinde elyazmasi kitaplar bulunurdu
Ayin ve Merasimler
Cemler düzenli olarak yapilan ibadetlerdir. Cemlerin yanisira Sultan Nevruz, Muharrem Orucu, Hizir Orucu, Hidirellez, Kurban Bayrami, Abdal Musa Lokmasi da Alevilerin önemli günlerindendir. Her toplumun önemli anma ve toplanma günleri bulunmaktadir. Alevilerin de böyle kutsal ibadet ve bayram günleri vardir. Cemler düzenli olarak yapilan ibadetlerdir. Cemlerin yanisira Sultan Nevruz, Muharrem Orucu, Hizir Orucu,Hidirellez, Kurban Bayrami, Abdal Musa Lokmasi da Alevilerin önemli günlerindendir. Aleviler Ramazan Orucunu tutmazlar. Simdi sirasiyla bunlar üzerinde duralim: Ilkbaharin baslangici ve Hz. Ali?nin dogumu sayilan Nevruz (21 Mart) aksami Sultan Nevruz olarak adlandirilir ve Cem yapilir. Alevilerce Kerbela Olayi?nin anlami büyüktür. Yine kis aylarinda Abdal Musa Lokmasi düzenlenirdi. Abdal Musa Lokmasi icin evler dolasilarak lokmalar toplanir, kurbanlar kesilir cem yapilir, ertesi gün pisen lokmalar dagitilirdi. Abdal Musa lokmasinin topluma yararli olacagina, ürünlerin bereketli olacagina inanilirdi. Hz. Hüseyin?in acimasizca sehit edilmesinin anisina yüzyillardir Muharrem ayinda oruc tutulur. Muharremin birinci günü baslanan oruc Oniki Imamlar askina oniki gün tutulur. Ondört Masumlar icin fazladan oruc tutanlar da vardir. Muharrem Orucu sirasinda Hz. Hüseyin?in susuz sehit olmasi anisina su icilmez, kurban kesilmez, tras olunmazdi. Aksamlari Kerbela olayini anlatan kitaplar okunurdu. Subat ayinda ise üc gün Hizir Orucu tutulurdu. Her yil 6 Mayis günü Hizir Ilyas günü kutlanir. Hizir karada, Ilyas ise denizde zor durumda kalanlara yardim ederler inanci vardir. Bu nedenle Aleviler arasinda "Yetis Ya Hizir" deyimi yerlesmistir. Alevilerde kurban gelenegi de yaygindir. Cemlerde, Hizir orucunda, Abdal Musa törenlerinde ve Kurban Bayraminda kurbanlar kesilir. Ancak "yol bir sürek binbir" sözünden de anlasilacagi üzere Anadolu?nun degisik bölgelerinde yasayan Aleviler arasinda bu dinsel ibadetlerin uygulanmasinda cok kücük farkliliklar bulunmaktadir.
Cem
Aleviligin temel ibadeti "Cem" dir. Alevi Cemleri daha cok hasat döneminden sonra yapilir. Cemlerin cuma aksamlari yapilmasi gerekir. Cuma aksami Alevilerce persembe aksamina verilen addir. Alevi Dedeleri talipleri köylerde ziyaret ettiginde Cem yapilacagi duyurulur. Ceme katilacak olanlar yanlarinda niyaz veya lokma adi verilen yiyecekler getirirler. Cemler büyük evlerde yapilir. Dede cem yapilacak yerin baskösesinde bulunan posta oturur. Cemde Oniki hizmet vardir. Bu Oniki hizmetin sahipleri sunlardir.
1. Dede (Mürsid)
2. Rehber
3. Gözcü
4. Ceragci (Delilci)
5. Zakir (Asik)
6. Ferras (Süpürgeci)
7. Sakka (Ibriktar)
8. Kurbanci (Sofraci)
9. Pervane
10.Peyk (Davetci)
11.Iznikci(Meydanci)
12.Bekci
Cem töreni Oniki hizmetin yerine getirilmesinden olusan kutsal bir ibadettir. Cem icerisinde semah da edilir, Pir Sultan?dan, Hatayi?den, Kul Himmet?ten deyisler söylenir. Lokmalar dagitilir. Kerbela Olayi anilir. Cem?de musahipler görülür, küskünler dara kaldirilir, toplumun önünde hakli haksiz belirlenir, suclu olanlarin gerekli cezalari verilir. Cemlerde verilen cezalara uyulur, aksi halde toplum disina itilmek kacinilmazdir. Bu belli günlerde yapilan ibadetlerin disinda Anadolu?nun degisik merkezlerinde de her yilin belli günlerinde törenler düzenlenmektedir. Bunlarin en bilinenleri su sekildedir:
Haci Bektas Veli Törenleri,
Abdal Musa Törenleri (Antalya),
Veli Baba Törenleri (Isparta),
Hamza Baba Törenleri (Izmir),
Sücaettin Veli Törenleri (Eskisehir),
Pir Sultan Törenleri (Sivas),
Hidir Abdal Törenleri (Erzincan).
Bu törenlere Türkiye?den ve yurtdisindan yüzbinlerce insan katilmakta ve adeta bir festival havasi icerisinde kutlanmaktadirlar.
<