MEGASTAR BAYHAN RÖPORTAJLARI

31.08.2004 11:38 
  "Gerçek Popstar albümü benim!"

Farklı yorumu ve farklı stiliyle popüler olan ilk Popstar Yarışması’nın üçüncüsü Bayhan Gürhan’ın albümü yarın çıkıyor. Bayhan, ‘Bu albüm gerçek bir popstar albümü oldu’ dedi.

Farklı yorumu ve farklı stiliyle popüler olan ilk Popstar Yarışması’nın üçüncüsü Bayhan Gürhan’ın albümü yarın çıkıyor. Bayhan, ‘Bu albüm gerçek bir popstar albümü oldu’ dedi.

Hazırlık aşamasından bitimine kadar olan heyecanını ilk kez Kelebek’le paylaşan genç şarkıcı, starlık, şöhret ve özel hayatıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.

Yarın albümünüz piyasaya çıkıyor. Heyecanlı mısınız?

Çok tatlı bir heyecan var. Yarışmadan sonra ilk defa bu kadar heyecanlanıyorum. Bir askerin tezkeresini beklemesi gibi, şafak sayıyorum. Ama günler kısaldıkça, hiç zaman geçmiyormuş gibi geliyor.

- Hazırlık aşamanız nasıl geçti?

Çok rahat olduğumuzu söyleyemem. Herkes en iyisini yapmak istedi. Dolayısıyla albüm tamamlanana kadar inişli çıkışlı günlerimiz oldu. Yani çok kolay olmadı, zordu. Herkesin doğruları vardı. Başta Ercan Saatçi’nin doğruları ve benim doğrularım... Bütün bunları karşılaştırıp orta yolu bulmak istedik. Sonuçta benim içimde bir ışık, Ercan Bey’in geçmişinde de bir tecrübe vardı. Bu ikisinin birleşiminde güzel bir çalışma ortaya çıktı diye düşünüyorum.

- Farklı bir tarzınız var. Dolayısıyla şarkı seçiminde zorlandınız mı?

Ben her şarkıyı, kendi tarzıma göre yorumlayabilirim. Albümü hazırlarken bir zorluk yaşandıysa, onu da ben çıkardım. Çünkü beğenilen her parça ekip için güzeldi ama benim içime sinmiyordu. Ama ben bu noktada Ercan Saatçi’ye çok güvendim. O da benim içime sinmeyen bir şeyi yapmadı. Mütevazılık gösterdi. Çok anlayışlı davrandı. Son karar halkındır. Ama bana sorarsanız, albümümü çok sevdim. Başka arkadaşlarımın çalışmalarından dolayı bize ayrılan kısa vakitte, güzel bir şey yaptığımıza inanıyorum. Çok geç kaldığımızı da düşünmüyorum.

- İddialı mısınız?

Ben hiçbir zaman iddialı konuşmadım, konuşmam da. Fazla ve lüzumsuz konuşmak zararlıdır. Her şeyin bir zamanı vardır. İddialı olacağım, konuşacağım zaman da gelecek. Çünkü bu benim daha ilk adımım. Zaman neler olacağını gösterecek. Umarım bu ilk adım sağlam olur ki öyle de oldu, önemli olan bunun devamını getirmektir. Ancak şunu söyleyebilirim bu albüm, gerçek bir popstar albümü oldu.

SAVAŞIM BAŞLIYOR

- ‘Ya başarılı olamazsam’ diye de düşünüyor musunuz?

Önünüzde bir yol var ve karar veriyorsunuz. O yola balıklama atlamak doğru değil. Mutlaka sonu hüsran olur. Her şeyi çok iyi düşünmek, zararını, karını hesap etmek gerek. Hayal kırıklığı da, acılar, mutluluklar da insanlar için. Başarılı da olursun, başarısız da. Ama küsmem, pes etmem. Küsmek, vazgeçmek çocuklukta kaldı. Mücadele ederim. Eğer bir başarısızlık yaşarsam, ilk önce kendime pay biçerim. Nerede hata yaptığımı bulur, onu telafi etmeye çalışırım. Yoksa olumsuzluklara teslim olmak benim işim değil. Ayrıca en büyük özelliğimden biri de bilmediğim bir ortama girdiğim zaman, o ortamı uzun süre izlemektir ve izledim de.

- Ne sonuç çıkardınız?

Gördüğüm kadarıyla sanat dünyasında herkes birbiriyle uğraşıyor. Bu çok lüzumsuz bir şey. Hangi ortama girersem gireyim, ben kimseden üstün biri değilim. Kimse de büyüklük kompleksine girmesin. Çünkü beni yaratan Allah, benden daha iyisini yaratır. Böyle düşündüğümüz taktirde, doğru yola girmiş olursunuz. Yani her şeye hazırlıklıyım ben.

- Star olmaya, şana, şöhrete?

Ben şimdiye kadar sanatçıyım demedim. Sanatçıyım diyeceğim zaman da gelecek. Sanatçı olup olmadığıma halk karar verecek, ben de onu kabulleneceğim. Ben henüz bir star da değilim. Eğer kaderimde star olmak varsa, bunun önüne kimse geçemez. Ne olduğumuzu hatırlarsak, ne olmadığımızı anlarız. Şu anda herkesin bildiği Bayhan’ım. Star olabilirim, olmayabilirim de. Netice bunların hepsi birer giysidir. Artık sanatçı olmama üç adım kaldı. Fakat içimdeki gerçek ben, hiçbir zaman değişmez.

PARA ÖNEMLİ DEĞİL

- ‘Ben değişmem’ diyenleri çok gördük ama. Dolayısıyla, ‘Bayhan da değişir’ diyenler fazla.

Böyle konuşmaları çok doğal. Para beni hiçbir zaman değiştirmez. Eğer para kazanmak isteseydim, şimdiye kadar kazanırdım. Yani elenmemden albümün çıkış tarihine kadar geçen zamanda çalışır, büyük para kazanırdım. Çünkü gerçekten iyi tekliflerle karşılaştım ama istemedim. Ben onurumun, halka olan itibarımın bekçisiyim. Söz, benim için her şeydir. Kimse doğacağını bilmiyordu. Fakat öleceğimizi biliyoruz. Dolayısıyla bu sanat dünyasının, şöhretin güzelliklerine, pembeliklerine uymanın cahilliği yok bende.

- Mesela lüks arabalara binip, lüks evde oturmayacak mısınız? Bunu mu söylemek istiyorsunuz?

Ben gerçekten lüks arabalara binmek istemiyorum. Yakışmaz bana... Ama alabileceğim ya da yaptırabileceğim en iyi eve sahip olacağım kesin. Çünkü o ev insanın dünyasıdır. Hayalimde böyle bir ev var. Şimdiye kadar benim hiç evim olmadı, hálá da bir evim yok. Bu yüzden alabileceğim ya da yaptırabileceğim iyi bir ev, benim hakkım diye düşünüyorum. Bu güzellikten kendimi mahrum etmeyeceğim.

- Sizce Bayhan neden bu kadar popüler oldu? Sadece sesinden dolayı mı?

Hayır. Gördüğüm kadarıyla benim her şeyim çok farklı. Herkes bende kendisinden bir şey buldu. Çünkü bende hayatın bütün renkleri var. O yüzden seviyorlar. Bir insanın 70 yılda yaşayacağı şeyleri ben çok kısa bir zaman içinde yaşadım, gördüm. Cezaevinde yattım, açlık çektim, acılar yaşadım, mutlu oldum. Ama hep insan gibi insan olmak için çalıştım.

BİR İNSAN NEDEN BENİ SEVMESİN Kİ?

- Sizi seven olduğu kadar, sevmeyen de çok...

Eğer beni sevmeyen birileri varsa, bu kendileriyle barışık olmayan insanlardır. Kimseye haksızlığım yok. Kimsenin dedikodusunu yapmıyorum, kimseyle polemiğe girmiyorum. Bütün mücadelem kendimle. Bir insan beni neden sevmesin ki? Eğer beni gerçekten sevmeyen birileri varsa, kendileriyle henüz barışmamış, hayatın gerçeklerini kabullenmemiş insanlardır. Ama herkes beni sevecek diye bir şey de yok. Doğru yolda gitmek, yapmam gerekeni yapmak istiyorum. Bu zaman içinde seven beni zaten sevecektir, sevmeyenin de ne yapalım, canı sağolsun.

- Neden hep siyah-beyaz giyiniyorsunuz?

Siyah ve beyaz benim için çok şey ifade ediyor. Bunun cevabını ileride vereceğim. En uçtaki iki renk. Birisi başlangıç, diğeri sondur. Aslında siyah-beyazın içinde, gizli bütün renkler var. Fakat görebilene. Rengarenk giyinip, sahteliklerin içinde olmanın lüzumu yok.

- Biliyor musunuz sizden korkanlar da var?

Evet biliyorum. Neden korkuyorlar onu da anlamış değilim. Aslında benimle biraz sohbet ettikten sonra çok rahatlıyorlar. Aslında her kim olursa olsun, benim yanımda rahat ve güvende olur.

- Fark edilen bir değişim de var, artık çok rahat konuşuyorsunuz...

Eskiden konuşurken kendimi kasıyordum, doğru. Şimdi daha rahatım. Çünkü bana soru sorulmasından nefret eden bir insanım. Bana en yakın olan insanların bile en fazla iki tane soru sorma hakkı vardı. Kimse bana üçüncü soruyu soramazdı. Fazla konuşmayı sevmedim. Şimdi yine fazla konuşmuyorum. Sadece konuşmam gerektiği zaman konuşuyorum. Ve kasmıyorum artık kendimi.

- Türkiye’deki en ucuz CD satışı da sizin olacak. Dört milyona satılacak öyle değil mi?

Bir milyonu verip kaset alamayacak kadar mağdur insanlar var bu ülkede. Ama sevdiği sanatçıların albümünü dinlemek isteyenler de ucuz olduğu için gidip korsan alıyor. Korsandan almaması için benim CD satışımın fiyatı 4 milyon olacak. Yani kasetten bile daha ucuz olacak. Benim bu isteğimi kırmadıkları için başta Ercan Saatçi olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Bu beni çok sevindirdi. Herkes kendine yakışanı yapar. Biz de kendimize yakışanı yaptık. Burada amaç para kazanmak değil, verilmiş sözü yerine getirmektir. Bir de buradan benim bütün kliplerime sponsor olan Double-Up’a teşekkür etmek istiyorum.

İltifat etmeyi sevmem

Şunu biliyorum ki ben iltifat etmeyen bir insanım. Kadınlar çok sever biliyorum ama kolay kolay iltifat etmem. Ama sevdim mi çok severim. Benim hayatımdaki her şey böyledir. Ya heptir ya da hiç. Ciddiyetsizliği sevmiyorum. Zamanı gelince bir sevgilim olacaksa, benim yanımda çok rahat, özgür olacaktır. Bu bir gerçek. Karşımdaki kişi beni olduğum gibi kabul etmeli, ben de onu olduğu gibi kabul ederim. Zamanı gelince esprili ve neşeliyimdir. İnşallah o büyük aşkı yaşarım. Ama evlilik en az 20 yıl uzak benden.

Kaynak: Hürriyet
RÖPORTAJ: Sema DENKER

 

 

 

 

HERKES ONU KONUSUYOR,ONUN TAKLiDiNi YAPIYOR.POPSTAR YARISMASININ"ÇOKTAN STAR"I BAYHAN'IN OZEL HAYATIYLA TANISACAKSINIZ.

Bayhan Gürhan: "Acilar cürüttü hayallerimi"

Aci beni daha kücük yasimda esir aldi diyebilirim. Gecim sikintisi yüzünden babam Almanya´ya isci gitti. Bes yasindayken sevgili annem zehir icerek intihar etti. Böylece Almanya günlerim basladi. Babam ablamla beni birakarak ortaliktan kayboldu. Bize kimsesiz cocuklarin bakildigi Heim kurumu kucak acti. Sonra bir Alman aileye verildik, durumlari cok iyiydi. Burada bir yil da olsa zenginligi tattim.

Müzik hep vardi

Kendimi bildim bileli müzik vardi hayatimda. Kendimi kesfedemedigim zaman cocuk yastayken, cevrem beni kesfetmis durumdaydi bana devamli sarki söyletirlerdi. Daha sonra Almanya yillarinda Heim´da kalirken, kulagim iyi oldugu icin genelde flüt calardim.

Yüregim Güzelliklerle dolu

Herkes, beni amcamin oglu Mehmet Ali Gürhan´i öldürdügüm icin cani olarak lanse etti. Olayin ic yüzünü bilmedikleri icin belki de hakliydilar. Onu öldürmek aklimdan asla gecen birsey degildi. Sürekli babaannemin parasini caliyor, onu rahatsiz ediyordu. Onu defalarca uyardim. Cok sevdigim babaanneme zarar vermemesini istedim. Son tartismamizda kavga oldu. Bacagindan yaraladim. Onu kurtarmaya calistim, hastaneye götürdüm, ama fazla kanamadan öldü. Onu kurtarmak icin herseyi yaptim, ama olmadi. Bir anlik sinirin cok seye mal oldugunu, bir insanin hayatini götürdügünü anlamak cok feci bir sey. Aslinda ben kötü bir insan degilim. Yüregim ve benligim güzelliklerle dolu.

Cok kitap okudum

Egitimsizlik ve okumamislik yüzünden Sigara, alkol ve esrar gibi yanlislara düstüm. Esrara cezaevinde bulastim. Ama cok kullanmiyordum, bu da birakmamda etkili oldu. Simdi sigara bile icmiyorum. Zor oldu, ama ahdettim. Büyük mücadele verdim. Bir egitimim de olmadigi icin o konuda karar aldim, söz verdim kendime. Önüme gelen her kitabi okumaya basladim. Kendimi kitaplara verdim, cok kitap okudum. Bir meslek sahibide olmadigim icin daha cok dini kitaplar okudum. En cok Kur´an-i  Kerim´in Türkce mealleri, Birde edebiyat konularindaki kitaplari....

Cok islerle ugrastim

Cezaevindeyken kafamizda yemek yapmaktan baska düsünce olmazdi. Belkide bu yüzden ascilik meslegini sectim. Iyi yemek yaparim aslinda. Daha öncede bazi islerde calistim. Tüpcülük yaptim, Tüp takiyordum evlere, is yerlerine falan. Sonra Laleli´de hamallik deneyimimde oldu. Hani Ruslar falan geliyor ya, onlarin bavullari, kutulari, ticaret malzemelerini falan tasima, yükleme isleri gibi isler. Hatta Eminönü´nde seyyar arabada tatli bile sattim. Hani su yuvarlak tatlilardan. Eminönü esnafinin cogu beni tanir o günlerden...

Popstar´a gizli katildim

Popstar yarismasina katilacagimi kimseye söylemedim. Cünkü kimsenin etkisi altinda kalmak istemedim. Insan kendi adina en iyi kararlari kendisi verir. Nasilsa zamani gelince ögreneceklerdi. Yarismaya katildim, cünkü sesime güveniyordum. Degisik bir tarzim vardi. Nitakim güvenimde yanilmadigimi anladim. Finale kalan 13 yarismaci arasina secildim. ilk üce kaldim. Bu süre zarfinda cok seyler yasadim. Kaza sonucu amca oglumu öldürmem carpitildi, gözü dönmüs bir katil imaji yaratildi. Ama halk buna kanmadi ve beni sürekli destekledi. Yarismacilardan bir Rus Elena´yla önce kavga ettigimi, onu dövdügümü, daha sonra da evli olan bu kisiyle duygusal bir iliskim oldugunu iddia ettiler. Hayalgüclerine sasip kalmamak elde degil. Bu tür davranislari sergileyenlarin amaclari belliydi, tabii: Benim elendigimi görmek... Sonunda istedikleri oldu, elendim... Ama bu o kadar önemli degil. Pek cok kisinin begenisini kazandim. Sesini cok begendigim Zerrin Özer hanim benim icin, "farkli bir sesi ve tarzi var, o kimseyi taklit etmiyor, onu taklit ediyorlar. Basarili bir ses, hic detone olmuyor ve en önemlisi sarkilari yürekten, hissederek yorumluyor" dedi. Böylesi degerli bir sanatcidan güzel yorumlar almak guru verici.

Lakabim "Habip"

Cezaevinde genelde bir lakap´la cagirilirsin. Benimde cezaevindeyken bir takma adim vardi. Oradaki arkadaslarim beni ayni zamanda ikinci ismimde olan Habip´le cagirirlardi. Habip sevgili demektir.

Oldugum gibi kalacagim

Sunu söyleyebilirim; ben oldugum gibi basladim ve her zaman oldugum gibi kalacagim. Ahmet San ve Ercan Saatci abimde benim icin hep iyi seyler söylediler. Ben kendimi bir Deniz Seki´ye birde Armagan Caglayan beye begendiremedim. Hatta Armagan bey beni bir kac kere taklit etmeye calisti. O kadar komik durumlara düstü ki... Bircok albüm teklifi aldim. Bu sevindirici bir olay, ama beni degistiremez. Söhretli ve parali bir insan olabilirim, fakat fakirligi ve zenginligi yani madalyonun ikisinide tatmis bir insan olarak sunu rahatlikla söyleyebilirim: "Her zaman oldugum gibi kalacagim".

 

 

 

"Halkstar" yarismasi birincisi

Ortalık delirdi...o sarkı soyleyince"bir daha"cığlıkları salonu yıkıyor,elestiren juri uyesi yuhalanıyor...Popstar'ın Hintli gibi sarkı soyleyen,abuk bakıslı.değisik duruşlu,"doğustan cool"Bayhan'ı herkesin dilinde...bir popstarı çagırıyor gibi bu röportajı sahneye çağırıyoruz:"Sevgili okurlar,Bayhan sadece ve sadece bayhan-baba.com.´daaaaa...

Bayhan Gurhan 1980 yılında Adana'da doğmus.Ailesinin bircok ferdini kucuk yasta kaybetmis.Bayhan,"hayatta tek basımayım" diyor.Ropörtaj sırasında biraz stresli.ilk kez röportaj veriyor ve bir gazeteciyle ilk kez muhattab oluyor.Zaten mahcup,durgun,acemi goruslu... Televizyonda gorduğu starlar nasıl davranıyorsa bir falso vermeden aynı ayarı tutturmaya calısıyor.Yagız Anadolu delikanlısı,gelecekte kendini bekleyen Televole kameralarının ilk denemesini yaptığını sanarak,kıvranarak ve kıvrandığını belli etmemeye calısarak soruları birbir cevaplıyor.


*Yarısmaya katılmaya nasıl karar verdin?

Ben yalnız yasayan bir insanım.Askerligimi temmuz ayında yeni bitirdim.Askerliğin beni antalyaya dusurmesi sayesinde yarısmaya katılma fırsatı buldum.Yoksa ben yarısmaya katılmayacaktım.askerlikten sonra calısmaya karar verdim.Daha calısmaya baslamadan yarısmanın reklamını gordum ve katıldım.

*Daha once aklında muzik adına biseyler yapmak yok muydu?

Her zaman muzik adına bir seyler yapmayı dusunuyordum.Ben zaten ilk bestemi 15 yasında yaptım.Sonradan yapmıs olduğum bestelerde var.Onları zamanı gelince soyleyeceğim.Su anda zamanı olduğunu dusunmuyorum.

*Yarısma oncesi bestelerini birine dinlettin mi?

Bu yarısmadan once daha farklı alanlarda kendimi denedim.Ama tecrubesiz olduğum icin istediğim adımı atamadım.Benim icin sadece bir adım yeterliydi.Amacım doğru adımı atabilmekti.İlk doğru adımı bu yarısmayla attım.

 


*Askerliğini nerede yaptın?

Kuzey ırak'ta.Zor bir askerlik donemiydi.Cesitli rahatsızlıklarım da oldu.

*Ne gibi rahatsızlıklar?

Cok soğukta kalınca vucudumda rahatsızlıklar meydana geldi.Hala tedavi goruyorum.Yarısma basladı baslayalı,hasta bir sekilde bu gune geldim.simdiye kadar ses gucumun sadece ucte birini ortaya koydum.Yani insanlar ses gucumun sadece ucte birini biliyor.Tabii yakında iyileseceğim.

*Tedavin bitmeden boyle zorlu bir yarısmaya katılmak riskli degil mi?

Riskli degildi.Zaten artık kaybedecek vaktim yoktu.Cunku zamanımın geldiğini dusunuyordum.Hayatta bazı konularda gormem gerekenleri gordum.Hayata yonelik doğru ve garcekci adımlar atmak istadim.Bu fırsatı hangi kosullarda olursa olsun değerlandirmaya calıstım.

*Ailenin sana tepkisi ne oldu?

Ben 5 yasından beri annesiz buyudum.Babaannem beni buyuttu.Bu yuzden ailem yok diyebilirim.Babaannemi de askerden gelmeden kaybettim.Ablam vardı ama 1993 yılında onu da kaybettim..Simdi sadece babam var,o arıyor beni.Kimseye bu yarısmaya katılacağımı soylemedim.Cunku kimsenin etkisi altında kalmak istemedim.İnsan kendi adına en iyi kararları kendisi verir.Nasılsa zamanı gelince oreneceklerdi.

*Biraz once televizyon programının cekimi yapılırken abidinle aynı sarkıyı sectiğiniz ortaya cıktı.Kim soyleyecek "Hasretinle Yandı Gonlum"u?

Evet aynı sarkıyı istiyoruz.Hatta programda abidin elenen kisinin ben olmam gerektiğini soyledi.Gecen haftaki performansımdan dolayı olduğunu soylese de beni genellikle kendine rakip goruyor.bir sekilde programda duygularını dile getirmek istedi.Gecen haftaki performansım pek iyi değildi.Kendimi gorunce husrana uğradım..Cunku alkıslardan kendi sesimi bile duyamadım.

*Neden seni rakip olarak goruyor?

Coğunluğun dusuncesini bilmiyorum ama o arkadas bunu dile getirdi.Herhalde icinde kalmıstı.

*Grup icinde cekememezlik var mı?

Hayır.Bu ilk defa oluyor.Finale yaklastıkca herkes sonuca etki edebilmek icin dilediği gibi konusmalar yapacaktır.Fakat ben olduğum gibi basladım ve her zaman olduğum gibi kalacağım.

*Peki ya sen elenirsen hayatın nasıl devam edecek?

Oyle bi durum olursa kaldıgım yerden devam edecegim.Doğru olanı yapmak ve halka layık olmak en buyuk hedefim.

*Fanatiklik derecesinde sana hayran olan bir kitle var.Nasıl sevdirdin kendini? 

Hic ummadığım bir kitle olustu.Performansımın kotu olmasına rağmen insanlar beni kabullendi.Onlara layık olamadığım zaman cok kotu hissediyorum.

*Tarzın oldukca farklı.Bircok kisi simdiden seni taklit etmeye calısıyor...

Tarzımı birinden ornek almadım.Tamamen yureğimden kaynaklanan bir sey.

*Peki Bayhan ın tarzı pop mu?

Benim tarzım belli.Ama tarzımın pop oldugunuda arabesk oldugunuda soyleyemem.Ikisini birlestirdiğiniz zaman baska bir sey doğuyordur mutlaka.

*Popstar Turkiye'nin internetteki sitesinde senin hakkında "detone","iğrenç" ve "tarzını bilerek farklı yapıyor gibi elestiriler var...

Halk sadece belli bir kitleden ibaret değil.Sınırları asmamak sartıyla herkes dilediği gibi düsünmekte özgür.

*Bayhan icin hayatta neler onemlidir?

Benim icin onemli olan kisiliktir.kisiligime ne kadar saygı duyarsam ve korursam kendime o kadar saygı duyarım.Ve yuregim guclu oldugu muddetce,icimdeki duyguları halka anlatabilirim.Tabii saglık kosulları engel olmazsa.

*Sohretli ve paralı bir insan olabilirsin.Bunlar seni de değistirebilir mi?

Sanmıyorum.cunku daha once Almanya'da cok zenginlik de yasadım,Turkiyede cok fakirlik de yasadım.Madalyonun iki yuzunude gordum.Her zaman oldugum gibi kalacağım.


 


Doktor olmayı hayal ederdim

Beş yaşında annesi gözlerinin önünde zehir içip intihar etti. Yedi yaşında Almanya'da boks antrenmanı çıkışı çarpan bir araba on metre uzağa fırlattı, günlerce hastanede yattı. Belki kendi acıları, belki başkalarının acılarını dindirme isteği Bayhan'a o yıllarda doktor olma hayalleri kurduruyordu
23 Yaşındaki Bayhan Gürhan hakkında geçen pazar günü "O bizden biri ama tarzımız değil" diye yazmıştım. Hala da öyle düşünüyorum. Bir çoğumuzun görmek istemediği bir yüz Bayhan. canım ondan da popstar olur muymuş' diyenlere inat bir yetenek... İngilizce şarkıyı yorumladığı geceki kadar gerçek aslında. Tarzı arabesk ya da pop ne farkeder? Bayhan, farklı tarzıyla popstar'dan çıkan bir yetenek, bu kesin. Bayhan ile yaklaşık 3 saat süren bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşinin bölümleri zaman zaman televizyonda yayınlanıyor. Pazar gününden sonra sizlerden o kadar çok mail, faks ve mektup aldım ki, söyleşinin tamamını yayınlamaya karar verdik. İşte size acıları, sevinçleri, umutları, korkularılarıyla bir star namzeti: Bayhan Gürhan

Soru: Seni eylülden beri izliyoruz ama merak ettiğim bir sürü detay, birleşmemiş parçalar var... Öncelikle 1980 yılında Adana'da doğdun. Kaç yaşına kadar orada yaşadın?
Bayhan: 5 yaşına kadar yaşadım.

Soru: Peki anne-baba figürünü hatırlıyor musun o dönemden? Onlar senin için neler ifade ediyordu 5 yaşında?
Bayhan: Dün gibi hatırlıyorum. Almanya'ya gitmeden önceydi. Talihsiz bir olay yaşamıştık, canlı olarak tanık olmuştum. Annem zehirlenmişti.

Soru: Neden zehirlendi?
Bayhan: Bilmiyorum.

Soru: Bir şeyden mi, neden yani?
Bayhan: Herhalde... Sonra babam beni Almanya'ya götürdü.

Soru: Nasıl yani, çok anlayamadım. Annen zehirlendi, hastaneye mi kaldırıldı? Biraz anlatır mısın?
Bayhan: Baştan alabilir miyiz? Bunu anlatmam belki mümkün olmayabilir. Çok özür diliyorum. (Bu sorudan sonra röportajı kesmek zorunda kaldık. Bayhan çok özür dileyerek, aslında bunları anlatmasının doğru olup olmayacağını sordu. Neye göre doğru kime göre doğru? Peki niye çekiniyordu? Amcaoğlunu öldürdüğü ortaya çıktıktan sonra bir çok kişi tarafından özür dileyerek insanların duygularıyla oynuyorsun" diye eleştiriler almış. "Sen anlatmazsan günün birinde yine ortaya çıkacak nasıl saklayabilirsin ki?" dedim. Hak verdi ve röportaja devam edebildik.)

Soru: Hatırlayabildiğin kadar, 5 yaşın gözüyle anlatabilir misin?
Bayhan: Çocukken belki en küçükleri ben olduğum için çok seviliyordum annem ve ablam tarafından. Biraz şımarıktım. Annem bana evde yiyecek bir şey yokken bir yerden sıcak süt bulup ekmek ve şekerle karıştırıp yedirmişti, en son hatırladığım şey bu. Ve o gün benim yanımda zehir içtiğini hatırlıyorum. O dönemde herhalde mahallede çok fare vardı. Cam şişenin içerisinde sarı bir sıvı satıyorlardı o herhalde zehirdi.

Soru: Zehir olduğunu nasıl anladın?
Bayhan: Zamanla anladım. Onun ne olduğunu bilmiyordum, sonraki yıllarda olayı tamamen kavradım.

Soru: Zor bir soru ama neydi gördüklerin? Parasızlık dışında annenle baban arasında problemler mi vardı?
Bayhan: Başka bir ailenin yaşamaması gereken olaylar olmuştur mutlaka. Malum o dönemde Almanya'ya işçiler gidiyordu. Babam da gitmişti. Nihayetinde biraz kıskançlık meselesi olsa gerek, bir kopukluk olmuştur. Sebebini ben de tam olarak bilemiyorum.

Soru: Babanın başka bir kadınla ilişkisi mi vardı?
Bayhan: Hayır. Annem kıskanıyordu. Başkalarının ne dediğine aldırmamak gerek. Annem mutlaka komşuların dolduruşuna gelmiştir. O olayın gerçekleşmesinin sebebi de benim kanaatime göre başkalarının sözlerine aldanmak.

Soru: Yani annen kıskançlık yüzündenmi intihar etti?
Bayhan: Herhalde öyle. Zehiri içti, bana da ikram etti, belki bizleri de beraber götürecekti. Son bir yudum aldı, bağırarak dışarı çıktı ve bir kamyona binip gitti. Onu en son böyle hatırlıyorum. Beş yaşındaydım.

Soru: Nasıl oldu da sen içmedin peki? Yani 5 yaşında bir çocuksun ve annen içmen için bir şey veriyor.
Bayhan: Annem verdi ama ablam engelledi, ben çocuğum tabii ne olduğunu bilmiyordum. Ablamın o zamanlar aklı biraz daha fazla eriyordu bir takım şeylere. Annemi en son öyle hatırlıyorum.

Soru: Bu ağır bir yük tabii kolay değil...
Bayhan: Ne kadar ağır olsa da bunları yaşamışız. Yaşanmamış hiçbir şey şu zamana veyahut bir sonraki zamana götürülemiyor, değiştirilemiyor. Önemli olan artık geride kalanlara ve ileride birarada yaşayacağım insanlara bir takım örneklerde bulunmak, yanlış yapmamaları için.

Soru: Rüyanda anneni görür müsün?
Bayhan: Yok.

Soru: Hiç görmedin mi?
Bayhan: Gördüm ama artık görmüyorum.

Soru: Görmek istemiyor musun? Bir kızgınlık mı var?
Bayhan: Bilmiyorum. Bazen görüyorum. Zaten o her zaman içimde yaşıyor. Her annenin olduğu gibi...

Soru: Peki baban annenin intiharını nasıl karşıladı?
Bayhan: Olaydan sonra babaanneme teslim edildiğim için gelişmelerden haberim olmadı. Şu zamana kadar babamın hala annemi düşünüp ve geçmişi yaşadığını görüyorum yani.

Soru: Ne zaman Almanya'ya gittiniz?
Bayhan: Annemin ölümünden iki üç ay sonra. Bir gece yarısı babam bizi apar topar götürdü. Almanya benim için bir dönüm noktası oldu.

Soru: Nasıl bir yaşam vardı orada? Ablan da sizinle birlikteydi değil mi?
Bayhan: Bir de üvey annem onun kardeşleri ve iki çocuğu vardı.

Soru: Üvey anneyle yaşamak nasıldı?
Bayhan: Zordu fakat şimdiki düşüncelerime göre o yaşta bir çocuğun beyni çok taze. Kendisine ne sunulursa onu o şekilde kabul eder. Çocuktum daha beynim, kalbim tazeydi. Anne olarak sığınıyordum. Bana karşı iyiydi; belki babamı sevdiğinden.

Soru: Resmi olarak evli miydi babanla?
Bayhan: Tabii canım evliydi.

Soru: Bu bana biraz garip geliyor. Annen fare zehiri içip gittikten üç ay sonra Almanya'ya gidiyorsunuz ve babanın evli Bayhan: olduğu bir başka kadın daha ortaya çıkıyor. Demek annenin kuşkulanıp kıskandığı kadar varmış.
Bayhan: Yok, o manada değil. O dönemde yaşanıyor böyle olaylar. İnsanlar Almanya'ya çalışmaya gittiklerinde evlenmeye mecbur kalıyorlar. Belki evlilikleri formaliteydi. Babamın bir bildiği var diye düşünüyorum.

Soru: Almanya'da nasıl yaşıyordunuz?
Bayhan: Çocukluğumun en güzel dönemleri orada geçti. Okula gidiyordum, spora gidiyordum. Bu arada 7 yaşında trafik kazası geçirdim.

Soru: Nasıl oldu?
Bayhan: Babam boksa yazdırmıştı. Akşam antrenmanına gitmiştik. Dönüşte karşıdan karşıya geçerken çok hızlı bir araba geliyordu. Zıplamaya çalıştım, araba kalçama vurup 10 metre uçurdu. Birkaç ay hastanede yattım.

Soru: Ne hayallerin vardı o zaman?
Bayhan: Kendimi bildim bileli müzik vardı hayatımda. Kendimi keşfedemediğim zaman çocuk yaştayken çevrem beni keşfetmiş durumdaydı bana devamlı şarkı söyletirlerdi, iyi resim yapardım. Bir ara doktor olmak istiyordum.

Soru: Neden?
Bayhan: İnsanların sağlığı konusunda çok düşünüyordum. Bir insan hasta olduğu zaman rahatsızlık hissediyordum. Hasta insana çocuk aklımla belki bir yararım olur diye girişimlerde bulunuyordum.

Soru: Annenin zehir içmesi, senin küçük yaştaki trafik kazan, bunların doktor olmayı istemende bir etkisi var mı?
Bayhan: Onların da bir payı var elbette.

Soru: Almanya'da kaç yıl okudun?
Bayhan: Almanya'da Heim denilen, kimsesiz çocukların bakıldığı yerler var. Ailede kopukluk oldu ve devlet bizi Heim'e yerleştirdi.

Soru: Niye? Sizin bir babanız var, kimsesiz değilsiniz ki...
Bayhan: Üvey annem de vardı. Belki aralarında düzenli yaşam meydana gelmemiştir ki, ayrıldılar. Beni ve ablamı üniformalı iri yapılı bir adam gelip götürdü. Üvey annemle babam ayrılmıştı, babam da işsizdi.

Soru: Kim söyledi size kimsesiz çocukların bakıldığı yere gideceğinizi, baban mı?
Bayhan: Yok babam ortalıkta yoktu bir süredir. Biz evde yalnız kalıyorduk.

Soru: Nasıl?
Bayhan: Ablamla ben yalnız yaşıyorduk. Ben hastaneden çıktığımda babam gitmişti. İşsizdi herhalde ve zor dönemler yaşıyordu.

Soru: Ne yediniz, ne içtiniz peki? Sen 7, ablan 11 yaşında.
Bayhan: Zorluklar içindeydik. Kısmette ne varsa onu yedik.

Soru: Almanya'da iki çocuk, aç bilaç, bir evde yalnızsınız. İnsan hırsızlık bile yapar yemek bulmak için.
Bayhan: O dönem değişik bir yaşam dönemiydi. Bazen komşularımız yardım ediyordu.

Soru: Bir gün üniformalı polisler gelip sizi Heim'a götürdüler. Peki sonra? Heim'da nelere yaşadın?
Bayhan: Bambaşka bir dünya. Orada rahipler, rahibeler vardı. Kilise, okul, eğlence yeri, havuz vardı ama dışarı çıkamıyorduk. Başka Türk çocuklar da vardı. Hayatımız çok disiplinliydi. Kalkışımız, yatışımız düzenli ve dakikası dakikasınaydı. Zaman zaman kiliseye bile giderdim. Kulağım iyi olduğu için genelde flüt çalardım.

Soru: Diğer çocuklarla aran nasıldı?
Bayhan: Orada değişik insanlar vardı. İtalyan çocuklar vardı. Türk çocuklar da vardı. Başımızda sürekli bir rahibe vardı. O beni iyi terbiye etmiştir. Kalkışımız yatışımız her şey çok düzenliydi.

Soru: Dini bir eğitim veriyorlar mıydı?
Bayhan: Kilisede ben bilmediğim için ortama ayak uydurmaya çalışırdım. Bir eğlence gibi geliyordu. O zamana kadar Müslümanlık kavramı ailemde az çok telaffuz ediliyordu ama dinin ne olduğunu pek bilmiyordum.

Soru: Baban sizi bırakıp gidiyor, polisler gelip sizi bir yurda götürüyor. Geceleri çok ağladınız mı ablanla? İsyan ettiniz mi?
Bayhan: Çok ağladım. Ağlamalarımın haddi hesabı yok. Çocuk ağlamaz mı? İnsanın hayatında anne babasından önemli bir şeyi yoktur. Sadece bir evlat annesinin ve babasının verdiği şefkat ve elektrikle büyüyebilir.

Soru: Dini inancın o yaşta pek yoktu ya peki Allah inancı?
Bayhan: Çok inanır güvenirim. Anne babadan başka bir de Allah vardır zaten. Çocukluğumu istediğim gibi yaşayamadım. Görmek istediklerimi göremedim. İstediklerimi hayata bana değişik yönlerden öğretti.

Soru: Daha sonra bir Alman aile sizi evlat edindi değil mi?
Bayhan: Evet. Aslında biz gitmek istemiyorduk, orada kalmak istiyorduk, çok mutluyduk. Alman aile dans eden atlar yetiştiriyordu. Durumları çok iyiydi.

Soru: Dans eden at ne demek?
Bayhan: Hani İngiliz atları vardır ya törenlerde dans derler, ondan. Hani madalyon falan alırlar.

Soru: Alman anne ve babanın isimleri neydi?
Bayhan: Hatırlamıyorum.

Soru: Nasıl hatırlamıyorsun? Senin soyadın da değişmedi mi?
Bayhan: Soyadım değişmedi, Gürhan olarak kaldı. Bir yıl sonra babam geldi bizi almaya kalktı. Mahkeme oldu. Mahkeme babamla göz göze geldik, ben babamı sevdiğimi söyledim.

Soru: Peki sen babanla gitmek istiyor muydun?
Bayhan: Aslında keyfim rahattı, ortam iyiydi, okula gidiyordum. Hatta futbol takımındaydım. Kupa maçlarına bile katılıyorduk.

Soru: Baban sizi geri aldıktan sonra Niye bizi bırakıp gittin?" diye sormadın mı?
Bayhan: Yok sormadım. Hiçbir evlada anne-babasını yargılamak düşmez.

Soru: Baban seni aldı getirdi Türkiye'ye ve babaannenin yanına bıraktı ve tekrar çekip gitti. Ablan o sırada Almanya'da okuyordu.
Bayhan: Evet. Babam Almanya'ya geri döndü. Sonra ben ablamı bir trafik kazasında kaybettim. Cenazesini gönderdiler. Ablam evlenmek üzereydi, o yüzden gelinlikle gömdüler onu. Çok içim yandı. Küçüklüğümde çocuk aklımla, gereken kardeşliği gösteremedim ben ablama.

Soru: Hayatın gerçekten de bol acılı, arabesk bir film gibi. Sonra amcaoğlunun ölümüne sebep oldun. Çok anlattın ama kısaca nedir o hikaye?
Bayhan: Amcam beni o konuda affetti, amcamın eşi affetmedi. Konuşulacak fazla bir şey yok.

Soru: Nasıl yok? Yediğin içtiğin ayrı gitmeyen amcaoğlunu öldürüyorsun ve konuşacak bir şey yok mu yani?
Bayhan: 17-18 yaşımdaydım.

Soru: Sinirli bir yapın mı var?
Bayhan: Şu anda sinirli gözüküyor muyum?

Soru: Ben de şu anda sinirli gözükmüyorum ama belki de sinirliyim. Şu anda gözüküp gözükmediğin meselesi değil ki.
Bayhan: Ben her zaman olduğum gibiyim. Hiçbir insan durup dururken sinirlenmez. Mutlaka her insanın bu konuda zaafı vardır. Ben çok genç yaşta bir şeyleri yaşadığım için sinir duyguları bende frenlenmiştir.

Soru: Popstar'daki arkadaşların öyle demiyorlar ama. Evren ve Selçuk senin çok sinirli ve saldırgan olduğunu söylediler.
Bayhan: Onların benim gözümün içine bakarak söylemesi lazım bunları. O anki elenmelerinin üzüntüsüne veriyorum bu konuşmaları.

Soru: Amcaoğlunu öldürdükten sonra ilk kim sana, yüzüne karşı "Sen katilsin!" dedi? Ne hissettin o anda? "Ne yaptım ben?" diye düşündün mü?
Bayhan: İlk o lafı gazetede okudum. Kendi kendimi yargıladım. Aynanın karşısına geçip, şu hataların var senin dedim. Kendi kendime dürüst oldum, kendimi yargıladım zaten.

Soru:Daha önce uyuşturucu kullandığını söylemiştin.Ne kadar süre kullandın?
Bayhan: Aslında hep kaçtım böyle şeylerden. Sigarayı bıraktım, içkiyi bıraktım.

Soru: Çok sigara içtin mi?
Bayhan: Yaklaşık beş yıllık bir sigara deneyimim var.

Soru: Ya uyuşturucu?
Bayhan: Uyuşturucuyu üç dört kez kullandım ama öyle uyuşturucu batağına falan sürüklenmiş değildim. Arkadaş ortamında meydana gelmiş olaylardı. Temelsiz yaşamış her çocuğun başına gelebilirdi.

Soru: Ne kullandın? Tiner mi?
Bayhan: Hayır asla tiner değil, birkaç kez esrar içtim.

Soru: Sesinin kısıklığı sigaradan mı peki?
Bayhan: Mutlaka sigaranın da etkisi vardır.

Soru: Peki gelelim kız arkadaş konusuna. Hiç bundan bahsetmedin. Sevgilin olmadı mı hiç?
Bayhan: Çocukluk aşkları oldu işte. İlk aşkımın ismi Zehra'ydı. İlkokul 5. sınıftaydım.

Soru: Peki daha sonra? Senin için daha özel olan bir aşk olmadı mı?
Bayhan: O aşk dediğiniz kavramdan her zaman uzak yaşadım. Beni hayatta tutan aşk değildi. Özellikle ablam öldükten sonra kızlara abla gözüyle bakmaya başladım.

Soru: Eskişehir'de oturan bir aşkın olduğunu duydum ben.
Bayhan: O İzmir'e taşındı, evlendi. Seviyordum onu. İsmi Filiz'di.

Soru: Peki cezaevinden mektup yazdığın kişi o muydu?
Bayhan: Hayır o değildi. Ben babaanneme mektup yazıyordum.

Soru: Allahaşkına insan babaannesine öyle mektuplar yazmaz, o düpedüz bir sevgiliye yazılmış mektuplar.
Bayhan: O mektuplar aslında başka bir kuzenime yazılmıştı. "Canım sevdiğim, yüreğim" diye yazmıştım. Bana kuzenlerim arasında en çok mektup yazan oydu. Cezaevinde mektup almak nedir bilir misiniz? Aylarca döndürüp döndürüp aynı mektubu okursunuz, çok önemlidir bir satır.

Soru: Kimdi o kuzenin, şimdi ne yapıyor?
Bayhan: İsmi Çiğdem. O da evlendi. Mahkumken büyük ihtiyacınız manevi destek ve sevgidir. O da bana bunu verdi. İnsan olarak ona yakınlık duydum ama aşk şeklinde değil, bir dost olarak.

Soru: Sana oy verenler kadınlar mı erkekler mi sence?
Bayhan: Bilmiyorum. Bence ikisinden de var.

Soru: Senin en çok hangi yönünü beğeniyorlar?
Bayhan: Ben genç kızların sevgilisi falan değilim, yüreğimi ortaya koyuyorum.

Soru: Delikanlı tavrını mı beğeniyorlar?
Bayhan: Estağfurullah. Bayan hayranlarım benim telefonlarımı buluyorlar, arıyorlar. Hepsiyle konuşuyorum. Onların hepsini seviyorum ama bu sevgi illa ki karşı cinse duyulan bir sevgi değil.

Soru: Niye? Karşı cinse ilgi duymuyor musun?
Bayhan: Duyuyorum. Aslında olursa da normal olur değil mi?

Soru: Sana "Kendini seksi buluyor musun?" diye sormuşlar. Cevap vermemişsin.
Bayhan: Cevap vermek istemedim çünkü kendimi hiç seksi hissetmedim.

Soru: Seni arayan kadın hayranların telefonda sana neler söylüyorlar?
Bayhan: Bir hayranım vardı uzun süre beni aradı, uzun süre konuştuk. En sonunda ben ona beni lütfen ağabeyin gibi kabul et dedim. "Hayranlarım çok yakışıklısın, karizman var" diyorlar. Bilemiyorum doğrusu.

Soru: Sen kendini yakışıklı ve karizmatik buluyor musun?
Bayhan: Hayır yakışıklı değilim. En azından kendimi yakışıklı bulmuyorum. Beni beğenenler öyle söylüyor. Açıkçası benim zamanım olmadı böyle şeyleri düşünmek için. Başka bir hayatım vardı benim. O yüzden ortaya yüreğimi koyuyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Gratis Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!