hikayeler
Zurück

 

 

HIKAYELER

 

 

 

 

 

 

GELECEGINI BILIYORDUM

Savasin en kanli günlerinden biri..

Asker, en iyi arkadasinin biraz ileride kanlar icinde yere düstügünü gördü. Insanin basini bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacagi ates yagmuru altindaydilar.

Asker tegmene kostu ve
"Tegmenim, firlayip arkadasimi alip gelebilir miyim?.."
Delirdin mi der gibi bakti tegmen...
"Gitmeye deger mi?. Arkadasin delik desik olmus... Büyük olasilikla ölmüstür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin."
Asker israr etti ve tegmen
"Peki " dedi. "Git o zaman..."

Inanilmasi güc bir mucize...

Asker o korkunc ates yagmuru altinda arkadasina ulasti. Onu sirtina aldi ve kosa kosa döndü...
Birlikte siperin icine yuvarlandilar. Tegmen kanlar icindeki askeri muayene etti...

Sonra onu sipere tasiyan arkadasina döndü:
"Sana degmez, hayatini tehlikeye atmana degmez demistim. Bu zaten ölmüs..."
"Degdi tegmenim" dedi asker...
"Nasil degdi?" dedi tegmen...
"Bu adam ölmüs görmüyor musun?.."
"Yine de deg
di komutanim. Cünkü yanina ulastigimda henüz sagdi. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim icin."

Ve arkadasinin son sözlerini hickirarak tekrarladi:

"Gelecegini biliyordum!.." demisti arkadasi, "GELECEGINI BILIYORDUM..."

ÇOBAN VE AGAÇ

Yasli çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çiktiginda tepeye yakin bir elma agacinin altinda dinlenir ve eger mevsimiyse, onunla konusarak: "Hadi bakalim evladim, derdi. Bu ihtiyarin elmasini ver artik". Ve bir elma düserdi, en güzelinden, en olgunundan. Yasli adam sedef kakmali çakisini çikartarak onu dilimlere ayirir ve küçük bir tas yogurtla birlikte ekmegine katik ettikten sonra , babasindan kalan Kur'an'ini okumaya koyulurdu. Çoban, bu agaci yirmi yil kadar önce diktiginde SIK SIK sular, bunun için de büyükçe bir gügüme doldurdugu abdest suyundan geriye kalani kullanirdi. Elma agacinin kökleri , belki de bu sularla kuvvet bulmus ve kisa sürede serpilip meyve vermeye baslamisti. Çoban o zamanlar henüz genç sayildigindan söyle bir uzandi mi , en güzel elmayi sip diye koparirdi. Fakat aradan geçen bunca yil içinde beli bükülüp boyu kisalmis, agacinkiyse bir çinar gibi büyüyüp göklere yükselmisti. Ama boyu ne olursa olsun, agaç yine de yavrusu degil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle oksarken :"Ver yavrum , derdi, gönder bakalim bu günkü kismetimi." Ve bir elma düserdi hiç nazlanmadan , yillar boyu hiçbir gün aksamadan . Köylüler, uzaktan uzaga gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatip yasli çobanin veli bir zât oldugunu söylerlerdi. Yasli adam , agacin altinda dinlenip namazini kildigi bir gün , yine elmasini istedi. Ancak dallar dolu olmasina ragmen nedense birsey düsmemisti. Sonra bir daha , bir daha tekrarladi istegini. Bekledigi sey bir türlü gelmiyordu. Gözyaslari, yeni dogmus kuzularin tüylerini andiran beyaz sakalini islatirken , agacin altindan uzaklasip koyunlarin arasina atti kendini. Yavrusu, meyve verdigi günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. Ihtiyar çobanin beli her zamankinden fazla bükülmüs, güçsüz bacaklari da vücudunu tasiyamaz olmustu. Hayvanlarini usulca toplayip köye dogru yöneldiginde , asagidaki caminin her zamankinden daha nurlu minarelerinden yankilanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden dogmustu sanki çoban. Birsey hatirlamisti. Çocuklar gibi sevinerek agacin yanina kostu ve ona sefkatle sarilirken :"Canim " dedi, hickirip aglayarak. "Benim güzel evladim, mis kokulum. Su unutkan ihtiyari üzmeden önce neden söylemedin , bugünün Ramazan'in ilk günü oldugunu?

PULSUZ DILEKCE

Sevgili Annecigim Babacigim;
Bütün duygu ve düsüncelerimi dile getirebilseydim, size sunlari söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme ve degisme icindeyim. Sizin cocugunuz olsam da sizden ayri bir kisilik gelistiriyorum. Beni tanimaya ve anlamaya calisin. Deneme ile ögrenirim. Bana ayak uydurmakta güclük cekebilirsiniz. Oyunda, arkadaslikta ve ugraslarimda özgürlük taniyin. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayin. Davranislarimin sonuclarini kendim görürsem daha iyi ögrenirim. Birakin kendi isimi kendim göreyim. Büyüdügümü baska nasil anlarim? Büyümeyi cok istiyorsam da ara sira yasimdan kücük davranmaktan kendimi alamiyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni simartmayin. Hep cocuk kalmak isterim sonra. Her istedigimi elde edemeyecegimi biliyorum. Ancak siz verdikce almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayinca sizlere güvenim azaliyor. Bana kesin ve kararli davranmaktan cekinmeyin. Yoldan saptigimi görünce beni sinirlayin. Koydugunuz kurallar ve yasaklarin hepsini begendigimi söyleyemem. Ancak, hic kisitlamayinca ne yapacagimi sasiriyorum. Tutarsiz davrandiginizi görünce hem bocaliyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Ögütlerinizden cok, davranislarinizdan etkilendigimi unutmayin. Beni egitirken ara sira yanlislar yapabilirsiniz. Bunlari cabuk unuturum. Ancak birbirinize saygi ve sevginizin azaldigini görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Cok konusup cok bagirmayin. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumusak ve kesin sözler bende daha iyi iz birakir. "Ben senin yasinda iken..." diye baslayan söylevleri hep kulak ardi yaparim. Kücük yanilgilarimi büyük sucmus gibi basima kakmayin. Bana yanilma payi birakin. Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu asilayarak uslandirmaya calismayin. Yaramazliklarim için beni kötü cocukmusum gibi yargilamayin.Yanlis davranisim üzerinde durup düzeltin. ceza vermeden önce beni dinleyin. Sucumu asmadigi müddetce cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Ögrenmeye en yatkin oldugum anlar, soru sordugum anlardir. Aciklamalariniz kisa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde islere zorlamayin. Ama basarabilecegim isleri yapmami bekleyin. bana güvendiginizi belli edin. Beni destekleyin; hiç degilse cabami övün. Beni baskalari ile karsilastirmayin; umutsuzluga kapilirim. Benden yasimin üstünde olgunluk beklemeyin. bütün kurallari birden ögretmeye kalkmayin; bana süre taniyin. Yüzde yüz dürüst davranmadigimi görünce ürkmeyin. Beni köseye sIkistirmayin; yalana siginmak zorunda kalabilirim. Sizi cok bunaltsam bile soguk kanliliginizi yitirmeyin. Kizginliginizi hakli görebilirim, ama beni asagilamayin. Hele baskalarinin yaninda onurumu kirmayin. Unutmayin ki bende sizleri yabancilarin önünde güc durumlara düsürebilirim. Bana haksizlik ettiginizi anlayinca aciklamaktan cekinmeyin. Özür dileyisiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine , beni size daha cok yaklistirir. Aslinda ben sizleri oldugunuzdan daha iyi ve daha degerli görüyorum. Bana kendinizi yanilmaz ve erisilmez göstermeye cabalamayin. Yanildiginizi görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum ara sira sizi üzüyor, belkide düs kirikligina ugratiyorum. Bana verdikleriniz yaninda benden istediklerinizin cok olmadigini da biliyorum. Yukarida siraladigim istekler size cok geldiyse bir cogundan vaz gecebilirim; yeterki beni ben olarak seveceginize olan inancim sarsilmasin. Benden <örnek cocuk> olmami istemezseniz, bende sizden kusursuz anne baba olmanizi beklemem. Sevecen ve anlayisli olmaniz bana yeter.sizin cocugunuz olarak dogmak elimde degildi. Ama secmek hakkim olsaydi, sizden baska kimsenin cocugu olmak istemezdim..
Sevgiler cocugunuz..!

SEVGILI BÜYÜK ALLAHIM

DÜSÜNÜYORUMDA HAYAT BAZAN BANA O KADAR ANLAMSIZ GELIYORKI AMA HAYATIN BIR ANLAMININ OLDUGUNU BILIYORUM: YASAMIN HER ANI BIZE BIR DERS OYSAKI: CEVREME BAKTIGIMDA HERSEY BANA SENI HATIRLATIYOR VE DÜSÜNÜYORUM: DÜNYADA HERSEY INSANLAR ICIN YARATILMIS: SEN BIZLERI COK SEVIP BU KADAR NIMETLER SUNMUSSUN: YA BIZ; BIZLER NE YAPIYORUZ? SANA NASIL TSK EDIYORUZ? HERGÜN SÜKRETMEMIZ GEREKIRKEN HEP SIKAYET EDIYORUZ: INSANLAR GITTIKCE ADILESIYORLAR: EDEP; NAMUS KAVRAMLARI GITTIKCE YOK OLUYOR: HERSEY PARA OLMUS BU DÜNYADA: HERKES CIKAR PESINDE: SAHTEKARLAR COGALIYOR: SUC ORANI GITTIKCE COGALIYOR: SANA INANANLAR BILE AZALIYOR: ACEBA SUC KIMDE? BÜYÜKLER ARTIK DOGRU YOLU GÖSTERMIYORLARMI ACEBA? YOKSA BIZLERMI GÖRMEK ISTEMIYORUZ? SENI BEN BÜTÜN KALBIMLE SEVIYORUM: SEN BIRSIN; VARSIN; SENIN HERSEYE GÜCÜN YETER: SANA INANC AZALDIKCA SUCLAR ARTTIGINA GÖRE BIZLERI SANA INANMAKTAN HICBIR ZAMAN VAZGECIRME ALLAHIM!!!

BILMIYORUM BEGENDINIZMI AMA YUKARDAKI MEKTUBU BEN YAZDIM

BIR NASIHAT

Ogul,
Insanlar vardir, safak vaktinde dogar, aksam ezaninda ölürler
. Avun oglum avun. Güçlüsün kuvvetlisin, akillisin, kelamlisin
. Ama; Bunlari nerede, nasil kullanacagini bilemezsen
sabah rüzgarinda savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup,
aklini yener. Daima sabirli, sebatli ve iradene sahip olasin.
Dünya senin gözlerinin gördügü gibi büyük degildir.
Bütün fethedilmemis gizemler, bilinmeyenler,
görülmeyenler, ancak;
senin fazilet ve erdemlerinle gün isigina çikacaktir.
Anani, Atani say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancini kaybedersen yesilken çorak olur,
çöllere dönersin. Açiksözlü ol. Her sözü üstüne alma
. Gördün söyleme, bildin bilme. Sevildigin yere sik gidip
gelme, kalkar muhabettin itibar olmaz.
Üç kisiye aci;
Cahiller arasindaki alime, Zenginken fakir düsene
,Hatirli iken itibarini kaybedene.
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar asagidakiler kadar emniyette degildir
. Hakli oldugunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atin iyisine doru, yigidin iyisine deli derler.

 

 

 

ÖLMEYEN SEVGI

Genc adam ellerinde bir buket cicek, sahile kosarak geldi...
Gözleri söyle bir sahilde gezindi,
aradigini göremeyince ilk gördügü banka oturup sevdigini beklemeye basladi.
Ellerinde yine her zamanki ciceklerden vardi.
Sevgilisinin en sevdigi cicekler bunlardi.
Sari, sapsari güller...
Sanki dalindan yeni koparilmis gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardi, sevgi kokuyor, ask kokuyor en önemliside özlem ve hasret kokuyordu güller...
Hepsinin üzerinde damlalar vardi.
Sanki agliyor gibiydiler.
Genc adam güllere bakti, sanki onlarla konusuyormus gibi,
" Neden agliyorsunuz, bakin ben ne kadar mutluyum " dedi.
Az sonra sevdigini görecegi icin kalbi yine deli gibi atmaya baslamisti.
Ne zaman onu düsünse, onunla bulusacagini hayal etse kalbi yine böyle yerinden cikacakmis gibi oluyordu.
Senelerdir birbirlerini sevmelerine ragmen ikiside sevgisinden hic birsey kaybetmemisti.. Onlari hic birsey ayiramazdi...
Ne hasret, ne ayrilik, nede ölüm...
Genc adam telasla saatine bakti.
Sevdigi yine gec kalmisti, 1 dakika gec kalmisti. Üstelik o, sevdigini bekletmemek icin dakikalarca önce kosarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu.
Ama sevdigi her zaman bunu yapiyordu.
Devamli kendisini bekletiyordu.
Herkesin bir kusuru olurmus diye düsündü...
Ve gözlerini önündeki ucsuz bucaksiz denize dikti..
Denizin sonu yok gibiydi, tipki sevdigi kiza olan aski gibi denizinde sonu yoktu.
Sonsuzluga uzaniyordu...
Aslinda bugün onlar icin cok özel bir gündü.
Kendi aralarinda sözleneceklerdi.
Delikanli önce bunu sevdigine acmis, sonrada gidip 2 tane yüzük almisti.
Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi..
Ama alismisti artik beklemeye, zarari yok biraz daha beklerim diye düsündü.
Güllerin yapraklari nedense hala yasli idi.
Bir türlü anlamiyordu onlari.
Hersey bu kadar güzelken neden agliyorlardi ki?
Iste az sonra sevdigi gelecek, ona sarilacak, kucaklasacaklardi...
Sonra söz yüzüklerini takip, evlilige ilk adimlarini atacaklardi.
Genc adam öyle heyecanliydi ki sevdigine kavusmak icin can atiyordu...
Martilara bakti, birbirleriyle oynasip, ucusan martilara...
Ne kadar güzel dansediyorlardi havada.
Tekrar saatine bakti genc adam. Endiselenmeye baslamisti.
Sevgilisi yine gec kalmisti, hemde cok...
Bu kadar gec kalmamasi gerekiyordu.
Iste hergün burada bulusmak icin sözlesmiyorlar miydi?
Her gün sahilde, martilara bakarak, denizin onlara anlattigi masallari dinleyerek birbirlerine sarilip hasret gidereceklerine söz vermiyorlar miydi?
O zaman neden gelmemisti yine??...
Aklina kötü düsünceler gelmeye basladi.
Hayir.. hayir..olamazdi.
Sevdigine birsey olamazdi.
Onsuz hayat yasanmazdi ki...
O ölse bile devamli benimle yasar diye düsündü genc adam.
Bunun düsüncesi bile hos degildi.
Gözlerini yere indirdi.
Gözyaslarini kimsenin görmesini istemiyordu.
Zaten nedense etrafindaki insanlar ona sanki kacik gibi bakiyorlardi.
Rahatsiz olmaya basladi bakislardan.
Artik bikmisti...
Yine sevgilisi geldi aklina..
Neden gelmedi acaba diye düsünmeye basladi.
Gözlerini kapatti. 1 sene oldu dedi.
1 senedir hergün bu sahildeydi, sevdigini bekliyordu.
Daha fazla dayanamadi.
Kalbi parcalanacak gibi oluyordu.
Gözlerinden 1 damla daha yas güllerin üzerine damladi...
Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mirildandi...
Hic olmazsa gülleri her zamanki gibi yanina koyar, ona vermis olurdu...
Genc adam ayaga kalkti.
Sevdigiyle bulusmak üzere, yesil tepenin ardindaki kabristana dogru yürümeye basladi.

Sevgiler hic bir zaman ölmez

SEVEN ADAMLA SARI GÜL


Sevgisiz insan, bir gün sans eseri bir cicek bahcesinde bulmus kendini,
bahcedeki cicekleri hic düsünmeden ilerlemis bir süre.
Bir düzlügün ortasinda mola vermis bir ara.
Etrafina bakmis bir süre, hic bir cicek bir sey ifade etmemis ona.
Sonradan yikilan bir agac görmüs ve onun yaninda sari bir gül kendinden emin,
o kösede yikilan agacin yaninda cikan rüzgara gögüs geriyormus.
gül o kadar güzelmis ki...Sevgisiz insan sevgiyi tanimis.
Buna sasirmis.
Alisamamis, ne yapmasi gerektigini bilememis.
Pek tabii bildigini sanmis... sari gülü sevmis, oksamis, rüzgar ona zarar vermesin diye araya girmis oturmus...
gül bir süre tekrar diklesmis.
gülün zarar görmesinden öylesine korkuyormus ki,
böylesi bir güzelligin sonsuza dek sürmesini, o kadar cok istiyormus ki...
gülün, ellerine dokundugu her an, onu hissettigi her an kendini dünyanin en mutlu insani hissediyormus...
Sevgiyi ögrenen adam,
gerek gülü korumak icin gerekse ona olan doyumsuzlugundan dolayi gülü koparmayi ve yanina almayi istemis.
Onu bu bahceden koparmak ona cok dogru gelmis cünkü,
onu yaninda hep koruyabilecek, sevebilecekmis.
gülü hic düsünmeden cekmis, koparmaya calismis, gül buna direnmis, direnmis.
Seven adam anlayamamis bu direnci, daha da gücle yüklenmis güle. Akli o zaman neredeymis, kim bilir...
gül gün gectikce solmus, solmus...
Adamin gölgesi onu öyle bir kapiyormus ki, soluk almasini engelliyormus.
Isin garibi adam bunu görsede anlayamiyormus, gül soldukca üzerine daha cok titriyor, iyice kapiyormus günesini.
Sevmeyi yanlis ögrenen adam, en sonunda dayanamamis ve gülü tüm gücüyle kendine cekmis.
Tüm dünyaya ne mutlu..
Ve o salak adama ne mutlu ki, gül herseye ragmen direnebilmis gücü kalmasa da.
Ama bu direnis o kadar büyük bir güc gerektirmis ki, o herseyden cok sevdigi gülü boynu bükük kalmis...
Seven adam iste o noktada her seyi görmüs ve anlamis, yaptiginin acisi ona öyle bir koymus ki, sendeleyip yere düsmüs.
Hayatinda tanimadigi aciyi cekmis adam.
Hayatta kendini ilk defa haksiz, ilk defa bencil, ilk defa kücük hissetmis.
Aglamak para etmezmis, üzülmekte.
Günes de hemen fayda etmezmis güle.
Sevmis adam, bir cicege nasil davranmasi gerektigini görmüs gözündeki perdeler kalkinca...
Aglayarak cicegin yaninda durmus,
rüzgara karsi kendini siper etmis yine ama cicegi ne koparmaya calismis bir daha, ne de üzerinde gölge etmeye...
gül, tekrar mutlu bir sekilde bütün asilligiyle ve gücüyle dimdik ayakta durana kadar bekleyecekmis öylece,
yakininda olacakmis cünkü,
cicegin ona ihtiyaci olacagi bir zaman olursa o da o anda ciceginin, sari gülünün yaninda olacakmis.
Seven adam, sari gülü onu bir daha hiç sevmese bile, onu sonsuza dek sevecekmis,
cicek isterse uzakta, cicek isterse yakinda...
Cünkü seven adam icin degerli olan tek sey varmis,
o da cayirda tek basina ayakta durmaya calisan esi benzeri olmayan güzellikteki o sari gül.

Benimle filizlendin,tek dilegim benimle solman...

BEN SENI SEVDIM

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim degil, yüregimdi seni gören.
Sen damarlarimdaki kana karisip, geldin oturdun yüregime.
Bir baska yerde olamazdin zaten.
Sen benim en degerli yerimde, yüregimde olmaliydin, orada kalmaliydin.
Cok aska ev sahipligi yapan bu yürek,ilk kez bukadar kolay kabullendi seni.
Herhangi bir konuk degildin artik.
Buyüzden ne agirlama fasli vardi nede ugurlama.
O yüregin gercek sahibiydin.
Simdi sonbahar kisa giriyoruz ya...

Ben dört mevsim bahari yasadim seninle.
Cicek cicek actin yüregimde.
Gökkusagi zayif kaldi senin renklerin karsisinda.
Taze bir yaprak gibi yesildin. Acelyaydin pembeliginle.
Üzerine cig taneleri düsmüs sari güldün.
Kirmiziydin bir ates gibi. Ve maviydin...
En cok bu renkle anmayi sevdim seni.
Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düsünemedim.
Seni severken dünyayi da sevdim ben, insanlari da...
Kendime bile dar gelirken, icinde herkeze olan bir hayatin sahibiydim artik.

En kizgin,
en tahammülsüz oldugum anlarda bile seni düsünmek yetti bana,
icimdeki sevinc yüzüme yansidi, güldüm.
Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygisiz,
icten gülüsün ne demek oldugunu,
nasil güzel bir sey oldugunu anladim seninle.
Her seye ragmen sevdim seni.
Güclüydüm ve asamayacagim hic bir zorluk yoktu.
Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.
Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin ve ben o menzile ulasmak icin önüme cikan herseyi yok edebilirdim.
Sana ulasmami engelleyecek herseyi eritirdim, kül derdim.
Sana ulastigimdaysa sakin bir göle dönüsürdüm.
Ve o göle bir tek sen girebilirdin.

Sevdim ve hayrandimda...

Her halin cekti beni.
Durusunu, uyumani, gülmeni, kizmani, saskinligini, safligini, kurnazligini, cocuklugunu, olgunlugunu sevdim.
Sesini de sevdim suskunlugunuda.
Kücük oyunlarini, kaprislerini, sitemlerini, korkularini sevdim.
Seni ve o doyumsuz sevdani,
ucari sevdani anlatacak kelime bulamadim cogu zaman.
Sigmadin cümlelere ve hicbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadi.
Seni severken yorulmadim.Cünkü sen yasam kaynagiydin.
Hergün yenilendim. Seninle cogaldim, büyüdüm.
Eksik kalan neyim varsa tamamladin.
Ölmeyecektim cünkü sen ölümsüzlügün ta kendisiydin.

Sevdim iste ötesi yok...



Gratis Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!